Ayrımcılık

Emansipasyon ve Müslüman Kadın!

Bu hafta Almanya’nın Worms şehrinde ‘Kabul ve Red arasında: Almanya’da yaşayan Müslüman Kadınlar’ adlı toplantı düzenledi. Worms Belediye Başkanı Michael Kissel’in açılış konuşmasını yaptığı toplantıya değişik kadın derneklerinde çalışan Alman ve yabancı multiplikatör kadınlar katıldı. Konu genel olarak Müslüman kadınlar olsa da, en çok üzerinde durulan başörtülü kadınların hayatın değişik alanlarında uğradığı sistematik ayrımcılık oldu.

Uzun yıllar İstanbul’da yaşamış ve öğretim üyeliği yapmış Cornelia Spohn tüm gün sunuculuğu üstlenirken, Dr. Naime Çakır ‘İslam’da rol model kadınlar ve cinsiyet ayrımı’ konulu sunum yaptı. Ardından uzun yıllardır çokkültürlülük ve cinsiyet üzerine araştırmalar yapan Prof. Dr. Birgit Rommelspacher ‘Müslüman Kadınlar – Emansipasyon ve Partisipasyon’ konulu sunumu ile feminizmin Müslüman kadınlar için ne ifade ettiğini ve özgürlüğüne katkı sağlayıp sağlamadığını tartıştı.

Katılımcıların çoğunun Alman olduğu toplantıda enteresan ve düşündürücü sonuçlar çıktı. Paylaşılan bir araştırma sonuçlarına göre Alman toplumunun %98’i İslami şiddet ve terör ile, %96’sı geri kalmışlık ile ve %80’i kadının bastırılması ile bağdaştırmakta.

Sorulan en yaygın ve önemli sorulardan biri: İslam Modernite ve Avrupa değerleri ile uyumlu mu?

İslam’ın Batı ile ilişkisi tartışılırken Müslüman kadın bu tartışmaların merkezine oturtuluyor. Bu sorunun tek cevabı yok, bakış açısına göre farklılık göstermekte. İslam’a karşı önyargılı olanlar ve İslam’ı Müslüman toplumların yaşamına ve siyasi-ekonomik konumuna bakarak değerlendirenler için cevap “hayır” olurken, İslam’ı evrensel bir din olarak, coğrafi ve kültürel şartlardan bağımsız, siyasi çatışmalardan soyutlayarak değerlendirenler için ise evet olmakta.

İslam ve modernite tartışmaları Müslüman kadınlara katkı sağlıyor mu? Bu soruyu irdelemek gerekiyor. Yapılan tartışmaların özünü çok basit bir şema oluşturmakta. Avrupalı Kadınlar özgür ve bağımsız, Müslüman kadınlar ise bastırılan, şiddet gören ve geri kalmış olan.

Almanya’da 80’li ve 90’lı yıllarda da benzer tartışmalar yapılmaktaydı. Alman çoğunluk toplumu Yahudi kadınlar hakkında söylediği argümanları bugün Müslüman kadınlar için söylemekte. O yıllarda Yahudi kadın feminist olabilir mi sorusu sorulurken bugün Müslüman kadın feminist olabilir mi tartışması yapılmakta. Bu tartışmayı yapanlar ise genelde Müslüman olmayanlar ve Müslüman kadınların ön yargı ile yerleştirdikleri kalıptan çıkmasını istemeyenler.


Müslüman kadın üzerinden yürütülen feminizm tartışmaları emansipasyonun (özgürleşim) amaçladığının tam aksini yapmakta ve Müslüman kadının özgürleşme ve hayatın her alanına katılma isteği ve talebine darbe vurmakta. Dominant olan kültür ‘dindar’ olmayı emansipasyona aykırı gördüğü için Batılı hayat tarzı tüm kadınlara dikte edilmekte. Özgür ve modern kadının nasıl yaşaması, nasıl giyinmesi ve nasıl düşünmesi gerektiğini dikte eden tutum ve davranış ile Müslüman kadının kendi hayatını ve tercihlerini belirleme isteği ve talebi emansipasyon adına engellenmekte.

Alman toplumunda başörtü tartışmalarının çok uzun geçmişi yok. Bu meselenin asıl temelini iş hayatındaki rekabet ve Müslüman kadınların sosyal statüsünün çıkması oluşturmakta. Profesör Rommelspacher’nin tespiti çok önemli. ‘Ne zaman Müslüman kadın öğretmen veya avukat olmaya başladıysa, Alman toplumundaki başörtü tartışmaları o zaman başladı’ diyen Rommelspacher, bu tartışmanın iş hayatına ve sosyal hayatın her alanına katılma talebi ile alakalı olduğunu belirtti.

Göçmen kadınların en alt sosyal sınıfa mahkum edilmesiyle Alman kadınlarının sınıf atladığını vurgulayan Rommelspacher, emansipasyonu bir illüzyon olarak adlandırdı. Kadınlar arasında eşit dağılım yerine etnik hiyerarşinin oluşturulduğunu ve göç olgusunun Alman çoğunluk toplumun emansipasyonuna katkı sağladığını belirtti.

Emansipasyonu tanımlayan, kadınların erkekler ile eşit hak ve imkanlara sahip olması ve kendi kararlarını vermeleri. Toplumdaki her kesim, yaşadığı toplumun her alanında katılımı sağlıyor ise, emansipasyon ve partisipasyon sağlanmış olur. Batı toplumlarında çoğu kez görünmese de, dünyanın hiç bir yerinde kadınların emansipasyonu arzulanan seviyede değil. Çoğunluk toplum ile göçmen toplum arasındaki sosyal, siyasal ve iş hayatına katılımdaki uçurum bunun ispatı.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.