Türkiye

Operasyona Dışardan Bakmak

Türkiye’de “Büyük Operasyon” adıyla medyaya duyurulan ve ülke gündemine bomba gibi düşen olaylar yaşanmamış olsaydı Merkel’in 3. dönem seçim başarısından, koalisyon hükümetinin dışında kalan muhalefetin zayıflığından ve etkisizliğinden, Sigmar Gabriel’in koalisyon görüşmelerinde sürdürdüğü başarılı pazarlıkta SPD için elde ettiği bakanlıklardan ve büyük umutlar ve beklentiler bağladığımız Almanya tarihinde ilk Türk kökenli Bakan Aydan Özoğuz’un görevine başlamasından bahsedecektim. Ama hepsi etkisini yitirdi!
Avrupa’da yaşayan Türkler olarak sıkça duyarız “Avrupa’da yaşıyorsunuz, yerel siyasetle ilgilenin”, diye başlayıp “size ne Türkiye’de olanlardan” diye biten cümleleri. Bunu söyleyenler yaşadığımız ülkenin sınırlarına hapsetmek ister aklımızı ve duygularımızı.
Halbuki hayatımızın her dönemi yaşadığımız ülke ile geldiğimiz ülkenin siyasetini, ekonomisini ve kültürünü kıyaslamakla geçer. Doğduğum ülke ile Türkiye’yi tanımlamamı isteseler doğduğum ülkeyi ‘aklım’, Türkiye’yi ise ‘kalbim’ olarak tanımlardım çünkü birincisi düşünce sistematiğimi, ikincisi ise duygu dünyamı oluşturdu. Hangisinden vazgeçilir? Hiç birinden!
Yunanistan’daki ekonomik krizin sebebiyet verdiği halk ayaklanmasını hangi dikkatle izlediysek, Londra’da İngiliz polisine yapılan saldırı ne kadar gündemimizi meşgul etti ise, Norveç’te 77 insanın ölümüne yol açan ırkçı katil Breivik ne kadar şaşkınlığa düşürdüyse bizi, Mısır’da yapılan darbe ne kadar düşündürdüyse, bugün yüreğimizin attığı ülkenin Başbakanına yapılan bu operasyonda tüm bu olayların misli kadar meşgul ediyor gündemimizi.
Ak Parti iktidarı Türkiye’ye çok şey kazandırdı, ülke demokratikleşti, özgürlükler genişledi, istikrar beraberinde refahı, refah ise normalleşmeyi getirdi. Ülke zenginleşti, 2002 – 2007 yılları arasında Türkiye ekonomisi ortalama %7 büyüdü. Yabancı yatırımcılar için gözde ülke haline gelen Türkiye bu dönemde dünyada en fazla yabancı yatırımı çeken 13. ülke oldu. Ekonomik başarı kuşkusuz siyasi başarı ile sağlandı.
Demokratikleşme paketi ile oy kaybetme pahasına süreç büyük cesaret ile sürdürüldü, terör sebebiyle gelen şehit cenazeleri son buldu. Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’ye ve Türkiye’de yaşayanlara burada sayamadığım nice kazanımlar sağladı. Liderliği ülke sınırlarını aştı, uyguladığı dürüst ve vicdani siyaset ile tüm Müslümanların duygularına tercüman oldu.  Dünyaya İslam ve Demokrasinin çatışmadığını, laik bir ülkede Müslüman ve gayrimüslimlerin huzur içerisinde yaşayabileceğini Ak Parti iktidarı ile kanıtladı. Tüm bunlar yanı sıra Avrupalı Türklere kazandırdığı en kıymetli şey ise: İTİBAR!
Başbakan Erdoğan bu süreçte karşılaştığı saldırılara milletten aldığı destek, ona duyulan güven ve Allah’ın yardımıyla karşı durdu. Yoksa 27 Nisan muhtırası, kapatma davası, Ergenekon ve Balyoz gibi davalar, cumhuriyet mitingleri adında kurgular, ekonomik kriz ve Gezi ayaklanmaları ile mücadele edebilir miydi?
Başbakan tarafından atılan her adım ülke insanının hayrına oldu. En son yolsuzluk iddialarının da eğer doğruluk payı var ise milletin oyları ile 12 yıldır iktidar olan hareketin lideri olarak gerekeni yapacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
Dershane bahanesi ile başlatılan gerginlik, Hakan Şükür’ün beklenmedik istifası ile farklı boyut kazandı. Zamanlaması ile çok iyi kurgulanmış üç operasyon yıkıcı darbeyi vurmak üzere hayata geçirildi. Amaç yıkımın en büyüğüne yol açmak ve enkazın en ağır ve kaldırılması zor olanını bırakmaktı. Başarılı olundu mu? Allah’ın izni ile bu itibar zedeleyici ve ülkenin istikrarını tehlikeye sokucu eylem umulduğu gibi başarı sağlamayacak ve zararın en büyüğüne bu sürecin adeta tetikçiliğini yapanların kendileri uğrayacak.
Batı  medyası Türkiye’de olanları çok net ifadeler ile duyuruyor. BBC’nin tespiti: Başbakan Erdoğan’a karşı yürütülen Gezi olayları örgütlü olmadığından atlatıldı ancak Gülen cemaatinin muhalefeti örgütlü. Manidar tespit. Frankfurter Rundschau gazetesi Gülen cemaati mensuplarını ‘Gülenist’ olarak adlandırırken çok çetin bir savaşın sürdüğünü belirtmekte. Bu savaşın sonucu ülke sınırlarını aşacak diyen Der Spiegel dergisi ise “Erdoğan’ın Gezi olayları ile devrilemeyeceğini seküler-ulusalcı muhalefet ve Erdoğan eleştirmenleri çoktan anladı. Erdoğan uzun zamandır dokunulmazdı ancak şimdi yeni düşman olarak Gülen hareketi doğdu” yazdı.
Tüm bu haber ve analizler bu operasyonun uluslararası boyutunun önemini ve operasyonun amacını gözler önüne sermekte. Seçim yolu ile deviremeyeceğini bildikleri Başbakan Erdoğan’ı ahlak dışı yollarla devirme operasyonu. Başbakan’ın belirttiği gibi adeta siyaset mühendisliği yapılmakta. Vesayet sisteminin başka boyutu. Ahlaki olmayan kaset ve şantaj gibi yollar ile seçilmiş Başbakan’ı ve milletin iradesini sansürleme girişimi. Bu millet ucunun nerelere uzandığını tam kestiremediği ve endişe ile seyrettiği bu kirli oyunu önünde olan yerel seçim, cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimde bozar!
Yolsuzluk yapılmış ise şayet bu operasyon Ak Parti’yi arınma sürecine sokacaktır. Bu denli kirli hesap ve ilişkiler ile saldırıya geçenler ise arınmasını hangi yollarla gerçekleştirecek bilemiyorum. Yapılan hizmetlerin temeline dinamit koydu bu süreci yönetenler. Enkazın altında en çok kendileri kalacak. Yazık!

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.