AB,  Ayrımcılık,  Eğitim,  Türkiye

Cinsiyet eşitliği eğitimle başlar

Avrupa Birliği Parlamentosunun Dünya Kadınlar Günü vesilesi ile belirlemiş olduğu başlık ‘Cinsiyet eşitliği eğitimle başlar’. Başlık kısmen doğru ve iki anlamda değerlendirilebilir. Öncelikli olarak kadın ve erkeklerin, yani toplumun bütün kesimlerinin cinsiyet eşitliği hakkında eğitilmesi, diğer taraftan ise kadının eğitim fırsatlarından istifade edebilmesi. Eğitimli kadın olmak eşitlik ve özgürlük taleplerinde önemli bir destekleyici faktör olarak değerlendirilebilir ama kadının sadece eğitimli olması ayrımcılığa uğramasını engeller mi? Hayır.

5 Mart tarihinde Avrupa Birliği Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komitesi tarafından organize edilen parlamentolar arası komite toplantısında ‘Kadın ve Kızları Eğitim ile Güçlendir’ başlığı tercih edildi. Avrupa Birliği üye ülkeleri temsilcileri ve üyelik müzakereleri süren ülke temsilcileri ülkelerinde kadın hakları ve cinsiyet eşitliğinde neler başardıklarını ve nelerin yetersiz olduğunu anlattı. Türkiye’den gelen heyet arasında eski Bakan Sayın Nimet Baş, AK Parti Milletvekili Mehmet Kerim Yıldız, CHP Milletvekili Ayşe Eser Danışoğlu ve MHP Milletvekili Zühal Topçu bulunmaktaydı.

Avrupa Birliği Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komitesinin bu yıl tercih etmiş olduğu konu ve konuşmacılar kadın hakları ve fırsat eşitliği konusuna yüzeysel yaklaştı. Gelişmiş toplumlardaki sorunlar ile gelişmekte olan, hatta 3. Dünya ülkesi olarak adlandırdığımız ülkelerde sorunlar kuşkusuz aynı değil. Avrupa Birliği ülke temsilcileri yaptıkları sunumlarda kadının uluslar arası sorunlarına değinmekten ziyade kendi ülkelerine projeksiyon tuttular. Değinilen konular; kadınlar arası dayanışmanın gerekliliği, kadın-erkek cinsiyet eşitliği eğitiminin okul öncesi eğitimle başlaması, kadınların okul ve üniversite eğitimi sonrası uygun işlerde istihdam edilmesi, toplumsal güç dengelerinin kadının lehine değiştirilmesi, karar vericiler arasında daha fazla kadının temsil edilmesi, kadının kamusal alanda güvende hissetmesi, aile ve çocuk ile kariyer planlamasının uyumlu hale getirilmesi.

Cinsiyet Eşitliğini sağlamanın yolu kadın-kadın eşitliğini sağlamaktan geçiyor

Neredeyse tüm ülke temsilcileri, kadının eğitim seviyesi arttıkça karşılaştığı ayrımcılığın azalacağı fikrini ortaya koydu. Modern toplumlar için fazlaca kolaycı bir bakış açısı olduğu aşikâr. Acaba modern toplum kadın erkek ayrımcılığının gerçek sebepleri ile yüzleşmek istiyor mu? Bence hayır.

Gelişmiş toplumların parçası olarak sosyalizasyonunu bu toplumlarda tamamlayan kadınlar bana hak verecektir. Fırsat eşitliği talepleri ve kamusal alanda, siyasi alanda var olma talepleri salt eğitim düzeyi ile çözülecek sorunlar değil. İspanya parlamentosu temsilcisi yapmış olduğu konuşmada bunu isabetli cümleler ile ifade etti. İspanya’da kadınların Üniversiteye gitme oranlarının %60, erkeklerin ise %40 olduğunu bildiren temsilci, ‘karar vericiler arasında kadınlarımız neden yer alamıyor sorusuna cevap aramalıyız, eğitim her sorunun çözümü değil’ dedi.

Kadınların toplumda karşılaştığı ayrımcılık kimi zaman sorunlarının küçümsendiğinden kaynaklanıyor, kimi zamanda görmezden gelinmesinden. Ve maalesef kabul etmeliyiz ki modern toplumlarda kadınlar arasında adeta görünmez bir kast sistemi mevcut. Kadın-kadın eşitliğini sağlamadan diğer yapısal, siyasi ve sosyal sorunları çözemeyeceğiz. Sorunun temeline ulaşmak ise konuların cesaretle ele alınarak sorunları tanımlamayı gerektirmekte.

Kadın-Erkek eşitliği ve çoğulculuk

Parlamentodaki toplantının sonuna doğru söz alan Birleşik Krallık Lordlar Kamarası Üyesi Bayan Benjamin günün en önemli konuşmasını yaptı. Lordlar Kamarasında ilk siyahî kadın olduğunu dile getiren Benjamin, Avrupa’da en önemli sorunumuz ‘çoğulculuk’ dedi. Çok haklıydı, tüm gün kadın erkek fırsat eşitliğinden bahsedildi, yer yer erkeklerin oluşturmuş olduğu sistem eleştirildi, ama kimse toplumsal çoğulculuktan bahsetme ihtiyacı duymadı.

Toplum içerisinde çoğulculuğa tolerans göstermeyen hangi modern toplum tam anlamıyla kadın-erkek eşitliğini sağlamış olur? Özelde Avrupa’nın, genelde gelişmiş toplumların hepsinin sorunu çoğulculuğa atfedilen değerin, hatta tahammülün azalması. Bu sebepten dolayı Batı’da artan Irkçılıktan bahsediyoruz, bu yüzden neredeyse her gün ABD’de siyahî olduğu için polis şiddetine maruz kalan dezavantajlı gruplardan bahsediyoruz. Kadın erkek eşitliğini sağlamak, öncelikli olarak toplum içerisindeki unsurlar arasındaki dengesizliği bertaraf etmekle mümkün. Kadınlar toplumun her alanında temsil edilebilir, bu temsil kadın erkek eşitlik istatistiklerine olumlu yansıyabilir. Bu durum tek başına ayrımcılığı yok etmez.

Benjamin konuşmasının devamında o saate kadar Genel Kurul salonunda fark etmediğim bir gerçeği fark ettirdi. ‘Salonda benden başka siyahî yok, fark ettiniz mi? Çoğulculuk önemli bir konu’ dedi Benjamin. Haklıydı, etrafıma bakınca Benjamin’den başka siyahînin olmadığı gibi benden başka başörtülü kadınında salonda olmadığını fark ettim. Aslında konuşmalar tüm gün bir kısır döngü etrafında cereyan etti. Salondaki tek aykırı ve gerçekçi söz siyahî kadın temsilci tarafından sarf edilmişti. Avrupa Birliği ve gelişmiş toplumlar dünyada eşitsizlik sorununu çözmediği müddetçe kadın erkek ayrımcılığı da çözülmüş olmayacak. Din, dil, ten rengi toplumsal hayatta ve kamusal alanda hala sınıflandırma parametresi olarak kullanıldığı sürece aynı kısır tartışmaları sürdürmeye devam edeceğiz.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.