Ayrımcılık

Örtüfobik Toplum ve Kamer Genç

Eylül 2013, Paris – Başörtülü genç kız 2 adam tarafından bıçaklı saldırıya uğruyor. Başından örtüsü çekilen genç kızın yüzüne bıçakla zarar veriliyor.
Ağustos 2013, Stockholm – İsveçli kadınlar başörtülü resimlerini sosyal medyada paylaşıyorlar. Amaçları İsviçre’de saldırıya uğrayan başörtülü hamile kadına destek olmak ve kadına uygulanan her tür şiddeti kınamak.
Temmuz 2013, Berlin – Başörtü takan 32 yaşındaki müslüman kadın yoldan geçen adam tarafından sözlü hakarete uğruyor. Hızını alamayan adam elindeki içki şişesini kadına fırlatıyor.
Temmuz 2013, Koblenz – Dana Minhas, 25 yaşında. Yoldan geçerken başörtülü genç bir kızın yerde yattığını görüyor. Kriz geçiren başörtülü genç kızın arkadaşı çaresizce etrafına bakınıyor. Minhas yerde yatan kızın yanına koşuyor, etrafına bakıyor ve ordan geçen 50 yaşlarındaki adamdan yardım istiyor. Adamın cevabı: ‚Pis bir Başörtülü için hiçbir şey yapmam’.
Nisan 2013, Thüringen – Thüringen Hayvanları Koruma Parti Başkanı Harald von Fehr bir yazısında domuzlar ile başörtü takan kadınları kıyaslıyor.
Ekim 2010, Wächtersbach – Bir Doktor muayenehanesine özenle hazırladığı muayenehane kurallarını asıyor. Başörtülü, çok çocuklu ve iyi Almanca konuşamayanların muayenehaneye girmesi yasak.
Temmuz 2009, Dresden – Almanya tarihinde eşi benzeri olmayan bir cinayet gerçekleşiyor. Mısır’lı Merve El-Şerbini çocuğu ile oyun parkında oynuyor. Alex Wiens isimli ırkçı adam başörtü takan Şerbini’ye ‚İslamist’ ve ‚Terörist’ diyerek hakaret ediyor. Eczacı olan Merve El-Şerbini bu hakaretler karşısında kayıtsız kalmıyor ve dava açıyor. Çıktığı mahkeme salonunda davacı olduğu Alex Wiens tarafından 18 bıçak darbesiyle öldürülüyor.
İslamafobi ve başörtü düşmanlığı sadece Batı’da mı yaşanmakta? Tabi ki hayır! Türkiye’de de benzer olaylara raslamak mümkün. Gezi olayları sırasında Kabataş iskelesinde alçakça saldırıya uğrayan 25 yaşındaki genç anne bunlardan biri.
Küfür, hakaret, şiddet… ve hatta ölüm.
Eminim bu olaylara daha bir çok yaşanmış trajedi eklenebilir ancak farklı ülke ve şehirlerden olan bu örnekler yeterli sanırım. Karşılaştığı şiddeti bildiren de var, saklayıp hiç olmamış sayan da.
Japonya Büyükelçiliği’nde düzenlenen resepsiyonda CHP Milletvekili Kamer Genç’in Başbakan’ın eşi Emine Erdoğan’a yapmış olduğu terbiyesizliği görünce aklıma bir bir yaşanılmış bu olaylar geldi. Bir Başbakan eşine resmi bir ortamda, ulu orta, pervasızca bu kaba tavır sergilenebiliyor ise, bu zihniyet sıradan bir başörtülü kadına neler yapmaz?
Kamer Genç’in sergilemiş olduğu bu davranış aslında küçümsenmeyecek kadar geniş bir kesimin düşünce tarzını sembolize etmekte. Aksi takdirde bu niteliklerde bir adam Milletvekili olarak TBMM’de bulunabilir miydi?
Saldıranın sembolize ettiği bir kesim olduğu gibi saldırıya uğrayan Sayın Emine Erdoğan’ın da bu saldırıya uğraması aslında kendi şahsından çok, temsil ettiği değerlere karşı sergilenmiş olan bir tavır. Sayın Emine Erdoğan başörtülü bir kadın olmasaydı muhtemelen Kamer Genç tarafından alkışlanacak ve övgüler alacaktı.
Dünyanın neresinde olursa olsun, İslamofobi ve başörtü düşmanlığı artarak devam etmekte. Batı toplumlarında bu tarz saldırıların ırkçı reflekslerle yapıldığı aşıkar ancak Türkiye gibi müslüman bir toplumun fobik başörtü takıntısını anlamak güç. Daha da güç olan ise tüm bu psikolojik şiddet ve toplumsal baskı karşısında sessiz kalan kadın hakları savunucuları ve sözde aktivistler.
Başörtü konusu her açıldığında başörtüsünün siyasallaştırıldığını savunanlar ikiyüzlülüğü bıraksın. Başörtüsünü kimin siyasallaştırdığını başörtülü müslüman kadınlar gayet iyi bilmekte.
Açıkca, alenen sistematik ayrımcılığa uğrayan başörtülü kadından uğradığı ayrımcılık karşısında sessiz kalması bekleniyor. O’na verilen hakların yeterli olduğu, daha fazlasını hak etmediği inancı toplumun bir çok kesimine yerleşmiş durumda. Tarifi zor bir hazımsızlık mevcut.
Şimdiye kadar kadın haklarını kendi tekeline almış olan bir kesim kadın ve o kesimin destekcisi karşıcinsleri kavram kargaşası yaratarak yobazlıklarını ‚modernite’ kisvesi ardına saklamaya çalışmakta.
Bu gayretler boşuna. Çünki başörtülü müslüman kadını güçlü kılan inancı, bilincinde olduğu hakları ve evrensel değerler.
Kamer Genç’in davranışı modern ve demokratik toplumlarda asla cezasız kalmazdı. Muhtemelen ihraç edilir, veya istifaya zorlanırdı. Ancak Türkiye’de olunca durumlar biraz değişmekte. Kamer Genç muhtemelen bu olayın ardından tebrik mesajları  ve destek telefonları almıştır ve yaptığı saygısızlığın kahramanı olmuştur.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.