Uncategorized

Merkel’in Kaderi Türkiye’nin Elinde!

Avrupa Birliği tarihinin en büyük krizini yaşıyor. Avro krizi, mülteci krizi, artan yabancı düşmanlığı ve yükselişte olan ırkçı sağ partiler gündemi oluştururken Avrupa’nın değerler sisteminin tartışıldığı bir döneme şahit olmaktayız. 28 AB ülkesinin neredeyse tamamı sorunlara Avrupa çapında çözüm aramaktansa ulusal çözüm yolları aramayı tercih ediyor.

Ülkeler arasında dayanışma, paylaşma ve yardımlaşma neredeyse imkansız hale gelmiş durumda. Doğu Avrupa ile batı Avrupa ülkeleri arasında çıkar çatışması gün geçtikçe derinleşirken özellikle mülteci krizinde ülkelerin sergilediği tutum 28 ülke arasındaki fikir ayrışmasının temelini oluşturuyor.

En azından Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in mülteci krizinin AB’ye orta ve uzun vadeli etkisini diğer liderlerden çok daha önce kavrayıp harekete geçmiş olması teselli verici. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, İngiltere Başbakanı David Cameron daha ulusal bir bakış açısı sergilerken Merkel Avrupa’nın geleceğinin tüm Avrupa ülkelerinden çok Almanya’nın geleceğini belirleyeceğinin farkında.

Bu bağlamda  “Avrupa’nın daha doğrusu Merkel’in kaderi Türkiye’nin elinde” ifadesi hiçte abartılı olmaz. 17-18 Mart tarihlerinde Brüksel’de yapılan AB-Türkiye Zirvesinde varılan mutabakat AB’nin değil, Merkel’in başarısı olarak adlandırılabilir. Almanya’nın yaşadıkları yaşanacakların habercisi. Merkel 11 yıllık Başbakanlık döneminde AB içerisinde hiç bu kadar yalnız kalmamıştı.

AŞIRI SAĞIN GÜCÜ ORTADA

Geçtiğimiz hafta sonu Almanya’nın Sachsen-Anhalt, Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde yapılan seçim sonuçları Almanya içinde yükselen ırkçılığın ve toplum içerisinde mültecilere karşı büyüyen tepkinin ispatı niteliğinde. Yeni kurulan bir parti olarak Almanya’nın Alternatif Partisi (AfD) Müslüman ve mülteci karşıtlığı üzerinden pazar günü kendince olağanüstü bir başarı gösterdi ve Saksonya eyaletinde yüzde 24 oy aldı. Diğer eyaletlerde de başarı gösteren parti; Baden-Württemberg eyaletinde yüzde 15 oy alırken Rheinland-Pfalz’da yüzde 12 oy aldı. Merkel AfD’nin yükselişini çözülemeyen mülteci meselesi nedeniyle olduğunu ve protest oyları geri alabilme güçlerinin olduğuna işaret etti.

Dünyanın en güçlü liderlerinden biri olarak Merkel, AfD hareketinin başında bir lider olmamasını şans olarak görüyor olabilir ama diğer Avrupa ülkelerinde Le Pen, Orban gibi isimler öne çıkarken Almanların aşırı sağın peşinden gitmek için bir lidere bile ihtiyaç duymaması maalesef aşırı sağın gücünü ortaya koymakta.

Evet, AfD’deki lider boşluğundan dolayı oyları geri almak zor olmayabilir.  Merkel gibi güçlü bir liderin bu kadar kolay kaybetmesi beklenemez ama zaman çok dar ve şuan Türkiye ile atılacak her adım 2017 yılında yapılacak olan Almanya Genel Seçimlerini dolayısıyla Merkel’in kaderini belirleyecek.

TÜRKİYE ÜZERİNE DÜŞENİ YAPAR

Merkel’in, mülteci krizinin çözümünde Türkiye ile anlaşma dışında bir seçeneği kalmadı. Avrupa’nın içerisinde bulunduğu bu çıkmazda Türkiye’nin talepleri de açık ve net. Türkiye bu insani drama başından beri seyirci kalmak istemediğinden iyi niyet göstergesi olarak mültecileri geri almaya hazır.

Türkiye’nin geçtiğimiz hafta AB’ye sunduğu üç talepte kabul gördü. Türkiye, mülteci krizinin çözümü kapsamında Yunanistan’a yasadışı yollardan giden mültecileri geri almayı ve her mülteci karşılığında AB’nin Türkiye’den bir mülteci almasını önermişti. Türkiye’nin diğer talepleri arasında Haziran ayında Türk vatandaşlarına vize muafiyeti sağlanması, AB üyelik müzakerelerinin hızlandırılması ve mülteciler için kullanılmak üzere 2018 yılına kadar ek 3 milyar Euro daha ödenmesi bulunuyor. AB üzerine düşen sorumluluğu yaptığı sürece Türkiye de yapacaktır. AB-Türkiye Zirvesinde varılan mutabakatta bir çok cevaplanmamış soru var.

Türkiye’deki kamplardan kontrollü göç yoluyla AB’ye alınacak mültecilerin hangi ülkelere, nasıl dağıtılacağı bu bilinmezlerden bir tanesi. Anlaşmaya göre AB içerisindeki dağılım kotaya bağlı olmayacak, ülkelerin kendi iradelerine bırakılacak. Bu anlaşmanın uygulanmasını zorlaştıran bir karar. Şu an on binlerce mülteci Yunanistan’da beklerken, AB ülkeleri bu insanları kendi arasında dağıtamazken, Türkiye’den gelenleri nasıl dağıtacak orası ayrı bir muamma. İngiliz Başbakanı Cameron daha fazla mülteci almayacaklarını yineledi.

Macaristan Başbakanı Orban ise daha fazla mülteci almama şartıyla anlaşmayı onayladıklarını bir kez daha ifade etti.

SAMİMİYET TESTİ OLARAK ALGILANABİLİR

Türkiye’nin en önemli taleplerinden biri olan vize serbestisi konusunda AB ülkelerinin karşı duruşları anlaşmanın uygulanmasını zorlaştıran başka bir husus. Prensipte anlaşmaya varılmasına rağmen uygulama ne zaman hayata geçecek göreceğiz. Yeni fasılların açılması Türkiye-AB üyelik sürecine ivme kazandırabilir ancak Mülteci konusu ile ilintili ele alınması anlaşmanın uygulamasında sorunlar yaşandığında bu AB-Türkiye müzakere sürecine de açıktan etki yapacaktır. Önümüzdeki süreci yakından takip edeceğiz. Bu süreç AB’nin Türkiye’ye karşı samimiyet testi olarakta algılanabilir. 18 Mart’ta varılan mutabakat Türkiye-AB gündemini uzun yıllar meşgul edeceğe benziyor.

 

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.