Uncategorized

HAMBURG; SAFE-ZONE İÇİN DANGER-ZONE UYGULAMASI

Almanya’nın ikinci büyük şehri Hamburg’da 21 Aralık’ta gerçekleşen protesto gösterisi sol görüşlü protestocular ile Hamburg polisinin şiddetli çatışmasına sahne oldu. ‘Rote Flora’ adlı kültür merkezinin kapatılmasını protesto eden ve mülteci politikalarını eleştiren 8 bine yakın göstericinin katıldığı eylemi polis biber gazı ve cop kullanarak dağıtmaya çalıştı. Göstericiler ise polise taş ve sopalarla karşılık verince Hamburg sokakları savaş alanına döndü.

Alman kamuoyunun alışık olmadığı manzaralar ortaya çıktı. Polis tarafından dövülen göstericiler, yakın mesafeden göstericilere sıkılan biber gazı, yerlerde sürüklenerek tutuklanan yüzlerce gösterici… Polisin sert müdahalesi sebebiyle bu sahnelere tanık olduk.

Protesto gösterisi bitip eylemciler dağıtıldıktan sonra bazı siyasetçi ve polislerin protestocuları ‘terörist’ olarak adlandırması talihsiz açıklamalardan birini oluşturuyor. Bu tanımlama siyasi iradenin kolluk kuvvetlerinin orantısız müdahalesini başka argümanlar ile savunamadığının göstergesi olarak okundu. Alman kamuoyuna sol terör tehlikesinin hatırlatılması toplumsal algı yönetiminin parçası olarak tanımlanabilir.

ALMANYA’DA OHAL UYGULAMASI

Polis şiddeti ve protestonun yankıları sürerken polisin bir diğer uygulaması 21 Aralık olaylarını unutturdu. Hamburg polisi 4 Ocak’ta Hamburg şehrinin dört bölgesinde OHAL ilan etti ve buraların tehlikeli bölgeler olduğunu, her an şiddet olaylarının gerçekleşebileceğini, polisin ve orada yaşayanların güvende olmadığını bildirdi. Söz konusu olan bölgede 50 bin insan yaşarken alındı bu karar. 9 gün süren OHAL uygulaması güvenlik riskinin artık ortadan kalktığı ve polise saldırıların durduğu gerekçesiyle 13 Ocak tarihinde Hamburg polisi tarafından kaldırıldı.

OHAL uygulamasının olduğu tarihlerde Hamburg sokaklarında yüzlerce polis 24 saat boyunca, somut gerekçe olmadan, şüphe üzerine herkesi arama ve tutuklama hakkına sahipti. Bölge bu sürede, sürekli havadan polis helikopterleri tarafından da kontrol altında tutuldu.

OHAL uygulamasının gerekçelerinden birini 28 Aralık gecesi gerçekleştiği iddia edilen David-Karakol baskını oluşturuyordu. Polis sözcüsü Mirko Sturm’un iddiasına göre; yüzleri kapalı radikal sol görüşlü bir grubun David-Karakoluna saldırması sonucunda polisler ağır yaralandı. 21 Aralık’ta gerçekleşen protestoda tutuklananların avukatının polisin bu iddiasını yalanlaması üzerine polis, OHAL uygulamasına gerekçe gösterilen karakol saldırısının hiç gerçekleşmediğini itiraf etmek zorunda kaldı. O gece polis ve bir grup genç arasında karakola yakın bir sokakta arbede yaşandığı ve o arada polisin yaralandığı ortaya çıktı.

GÜVENLİĞİN GÜVENLİĞİ Mİ? HALKIN GÜVENLİĞİ Mİ?

Hamburg polisinin OHAL uygulaması toplumu, hukukçuları ve siyasetçileri ikiye böldü. Sol Parti ve Yeşiller Partisi uygulamayı eleştirirken, Sosyal Demokrat Parti ve Hristiyan Demokratlar polisin kararını destekledi. Somut bir şüphe olmadan insanların kontrol edilebilmesi ve polisin OHAL ilan edebilme hakkı 2005 yılından bu yana Hamburg Eyaletinde suçu önleme gerekçesiyle kanunda düzenlenmiş.

Hamburg’da OHAL uygulamasının mahkeme kararı ile alınma zorunluluğu yok. Ayrıca OHAL kararının alınması ve ne kadar süreceğinin kamuoyuna açıklanması da gerekmiyor. Polise tanınan bu hak kanunlaştığından beri Anayasa’ya uygun olup olmadığı tartışılıyor.  Almanya’nın Hamburg eyaletindeki bu uygulama Polis-Devleti eleştirilerinin daha gür sesle yapılmasına sebebiyet veriyor.

21 Aralık protesto gösterisinden bu yana Alman medyası ve polis, sol görüşlü göstericilerin şiddetini ve oluşturdukları tehlikeyi vurguluyor. OHAL uygulamasını eleştirenler sesini fazla duyuramazken, medya neredeyse tek seslilikle polisin aşırı sert uygulamasının gerekliliğine dikkat çekti. 50 bin insanın yaşadığı ‘Tehlikeli Bölge’nin kim için tehlikeli olduğu sorgulamaya değer?

Polisin bu uygulaması ile o bölgede yaşayanların özgürlükleri somut gerekçe olmadan kısıtlandı. İnsanlara potansiyel suçlu muamelesi yapıldı. Sokaklar; yüzlerce polisin dolaştığı ve insanları takip ettiği, insanların nerede durup nerede duramayacağı kararının polisler tarafından verildiği, dış görünüşüne bakarak üst araması yapıldığı, polisin takdirine göre tutuklanıp serbest bırakıldığı bir alana dönüştü. Anlaşılan o ki, Alman güvenlik görevlilerinin güvenliği, OHAL Bölge sakinlerinin güvenliğinden önce gelmekte. Aksi takdirde polislerin güvenliğini korumak adına 50 bin insanın özgürlüğü kısıtlanmış olmazdı.

 

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.