AB,  Almanya,  Ayrımcılık,  Eğitim,  Göç,  Mülteci,  Ortadoğu,  PKK,  Türkiye,  Uncategorized

Çocuk odasında kaybolan hukuk devleti

İç istihbarattan sorumlu olan Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV) Başkanı Dr. Hans-Georg Maassen 2017 İç İstihbarat Raporunun açıklanmasının akabinde kamuoyunun dikkatini yine Müslümanlar üzerine çekmeyi başardı. Yaptığı açıklamada „İslamcı ailelerde yetişen çocukların azımsanmayacak tehlike potansiyeli oluşturduğunu ve küçük çocuklarla gençlerin küçük yaşta ve daha hızlı radikalleştirilebildiğini, İslamcı ailelerde cihat anlayışı aşılanmasının son derece endişe verici olduğunu ve bu durumun önümüzdeki yıllarda teşkilatı meşgul edeceğini“ifade etti. Dr. Maassen’in İç İstihbarat Raporundaki ifadelerinin zemin hazırladığı yeni talep ise ‚İslamcı’ ailelerin 14 yaşından küçük çocuklarının doğuştan bu yana kurumların yakın takibine alınması ve izlenmesi!

AfD sempatizanı Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Dr. Maassen

Avrupa genelinde ırkçı partilerin siyasi başarısı ve oy artışının sebepleri araştırıldığında ortaya çıkan en önemli faktör toplumdaki güvenlik kaygısı ve gelecek korkusu. Radikal grup ve ideolojileri besleyen korku Avrupa’da demokrasi ve temel ilkeler için bir sınama testi.

Güvenlikçi politikaların öncelik kazanmasında istihbarat örgütlerinin yönlendirmeleri önemli. Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Dr. Maassen’in ırkçı parti AfD’ye sempatisi sır değil. AfD Federal Yönetim Kurulu eski üyesi Franziska Schreiber ‘Inside AfD – AfD’nin İçyüzü’ kitabında Dr. Maassen’in 2015 yılında  AfD’nin o dönemki lideri Frauke Petry ile sıkça buluşup partinin istihbarat tarafından izlenmemesi için neler yapmaları gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunduğunu açıklıyor. Dr. Maassen Petry ile sık sık bir araya geldiğini doğrularken tavsiyelerde bulunduğu iddialarını ret ediyor. AfD sempatizanı olduğuna dair kimsenin şüphesinin kalmadığı Dr. Maassen’in siyasi açıklamalar ile gündem oluşturması ilk değil. Darbe sonrası FETÖ ile ilgili“Sanırım Türkiye dışında hiç kimse darbe girişiminden Gülen yapılanmasının sorumlu olduğuna inanmıyor. En azından Türkiye dışında yaşayıp, Türk hükumetinin buna ikna ettiği kimseyi tanımıyorum“ demesi Türkiye ile ilgili tutumunu gözler önüne seriyor.

Sekiz Türk toplam on kişinin Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) Örgütü tarafından öldürülmesi sonrası soruşturma için hayati önem taşıyan NSU üyelerinin dinlenmesiyle ilgili delillerin bulunduğu dosyaların Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından imha edilmesi sonrası 2012 yılında istifa eden İç istibarat Başkanı Heinz Fromm’un yerine göreve gelen Dr. Maassen o tarihten bu yana NSU-istihbarat ilişkisinin aydınlatılmaması için azami gayret gösterdi. Dr. Maassen’in 2015’den bu yana hızla büyüyen ve seçmen kazanan AfD ile sürdürdüğü dirsek teması, iki yapının birbirini beslediğinin göstergesi. Bir taraftan ırkçı söylem ile yabancı ve Müslümanların potansiyel suçlu olduğuna dair kamuoyu oluşturulurken diğer taraftan istihbarat teşkilatları teknik ve hukuki imkan ve donanımlarının genişletilmesi ile ilgili taleplerini dile getiriyor. İki taraf için kazan-kazan denklemi.

Radikal İslam vurgusu üzerinden kişisel hak ve özgürlüklerin kısıtlanması

Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı ve 16 Eyalet Anayasayı Koruma Teşkilatlarının yıllık yayınladığı iç istihbarat raporunda NSU’dan hiç bahsedilmemesi dikkat çekici. 24 Haziran 2018 tarihinde Berlin’de, Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer ve Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Dr. Hans-Georg Maassen tarafından kamuoyuna duyurulan rapor, Almanya anayasasını tehdit eden yapı ve kuruluşları, radikal grupların faaliyetlerini kamuoyuna açıklayarak Federal ve Eyalet İçişleri Bakanlıklarının öncelikleri hakkında ipucu verdi. Başkan Dr. Maassen kamuoyunun dikkatini radikal selefi ailelerin çocukları üzerine çekerek iç istihbaratın yetkilerinin genişletilmesi gerekliliğine vurgu yapıyor.

Rapor incelendiğinde Federal Almanya Cumhuriyeti’nin 14 yaşından küçük radikal selefi ailelerin çocuklarının oluşturduğu ‚güvenlik tehdidinden’ ziyade her yıl sayısını katlayarak arttıran ırkçı Alman grupların daha büyük tehlike oluşturduğu aşikar. Radikal sağ olarak sınıflandırılan 24 bin ırkçının yarısı şiddete meyilli, Federal Cumhuriyeti tanımayan bir diğer radikal sağcı grup üyeleri ise iki sene içinde 10 bin kişiden 18 bine çıkmış durumda. Bu grup sadece bir yıl içerisinde 911 ırkçı saldırı gerçekleştirdi. Radikal sol gruplarda aktif olanlar 29 bin 500 kişi. Bu grubun eylemlerine en son Hamburg’ta gerçekleşen G20 zirvesinde şahit olduk. Polise taş ve sopa ile saldıran göstericiler arasında üç buçuk yıl hapis cezasına carptırılan dahi var. Radikal sol gruplara oldukça sert tepki veren polis ve istihbarat her nedense radikal sağ gruplarda ‚hak ve özgürlük’ vurgusu yaparak tolerans göstermeye devam ediyor. Federal Kriminal Dairesi verilerine göre tehlike oluşturan ‚İslamcı’ sayısı 760. İçişleri Bakanı Seehofer ve İç istihbarat Başkanı Dr. Maassen için öncelikli olan ve en büyük tehlikeyi oluşturan kendi tanımlamaları ile ‚İslamcılar’.

Masumiyet karinesi geçmişte kaldı

18. Yüzyılın sonlarından bu yana hukuk devletinin temelini oluşturan ve temel insan hakkı olan masumiyet karinesi, Avrupa’da artan ırkçılık, azalan güvenlik duygusu ve özellikle Müslümanlara karşı artan önyargılar dolayısıyla farklı alanlarda çiğnenmeye devam ediliyor. 2016 yılında potansiyel tehlike oluşturan ‘İslamcı çocukların’ takibinde yaş sınırı 16’dan 14’e indirilmişti. Bavyera yaş sınırını tamamen kaldırarak potansiyel tehlikeli gördüğü ailelerin çocuklarını doğuştan itibaren izlemeye alan ilk eyalet. Almanya’daki en büyük yabancı ve Müslüman nüfusun yaşadığı Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Bavyera örneğinde olduğu gibi doğuştan itibaren Müslüman çocukların iç istihbarat örgütü tarafından izlenmesinin önünün açacağını duyurdu. Dr. Maassen’in açıklamaları sonrası diğer eyaletlerin de hızla bu antidemokratik, temel insan hakları ve çocuk haklarına aykırı uygulama için gerekli çalışmayı yapacağı öngörülebilir.

Hukuk devletinin görevi çocukları istihbarat kurumları aracılığı izleyerek potansiyel suçlu ilan etmek değil, tam aksine anayasal haklarını koruyarak sağlıklı ve güvenli ortamda gelişimlerini desteklemek. Almanya radikal selefileri bahane ederek tüm Müslüman çocuklarına potansiyel suçlu muamelesine maruz bırakıyor. Dr. Maassen istihbarat raporunda bahsettiği on binlerce radikal sağcının çocuklarının radikalleşmesi ile ilgili endişe taşımazken radikal selefilerin çocukları ile ilgili taşıması AfD zihniyetinin ve ırkçı yaklaşımının bariz örneği. Almanya’da ırkçıların oluşturduğu somut tehlike, radikal selefilerin oluşturduğu tehlikeden çok daha ciddi.

Devletin ırkçı saldırı istatistikleri doğruyu yansıtmıyor 

Almanya’da ‘İslamcı terör’ olarak tanımlanan saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 15. Federal Kriminal Dairesi verilerine göre Doğu ve Batı Almanya’nın birleşiminden sonra ırkçı cinayete kurban gidenlerin sayısı ise 75. Amadeu Antonio Vakfı verileri resmi rakamların çok üzerinde veriler ortaya koyuyor ve en az 178 ırkçı cinayetin işlendiğini raporluyor. İstihbarat ve Kriminal Dairenin ırkçı saldırı ve cinayet istatistiklerini manipüle etmesi yeni değil, geçmişten bu yana sürdürülen bir uygulama. 2017 yılında istatistiklere geçen İslam düşmanı saldırı 950, 2018’in ilk 8 ayında 54 camiye saldırı yapıldı, neredeyse her gün Müslüman ve Türklere yapılan fiziki saldırılar kamuoyuna yansısa da hakaret ve sözlü saldırıların çoğu kayıt altına dahi alınmıyor.

İslam düşmanlığının eylem ve söylemde arttığı bir atmosferde istihbarat kurumlarının çocuk odalarına girmeye kalkışması ve masum çocuklara dahi potansiyel suçlu muamele yapması Almanya’da hukuk devletinin Müslümanlar için adım adım ortadan kaldırıldığının göstergesi. Irkçı saldırılarda neredeyse kör, sağır ve dilsiz olan istihbarat örgütü Müslümanların izlenmesinde bu kadar istekli ve gayretli olması NSU tecrübesinden sonra Almanya’da yaşayan Türk ve Müslümanlar için endişe yaratıyor. Vatandaşları korumakla hükümlü kurumların AfD gibi ırkçı parti ve ideolojiler ile ortak paydada buluşması ise Müslümanların duyduğu rahatsızlığı ve güven bunalımını haklı çıkartıyor.

Kaynak: Gerçek Gündem, 13-19 Ağustos 2018 Baskısı, S. 24-25.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.