Photo by Rob Potvin on Unsplash

AB,  Almanya,  PKK,  Türkiye

Avrupa PKK terörüne neden müsamaha gösteriyor?

PKK ile ideolojik bağı bulunan kuruluşlar, Avrupa’da Türkiye düşmanlığı üzerinden kendine alan açarken radikal sol ve radikal sağ siyasi hareketler, bu illegal yapıya kamuoyu oluşturuyor. Avrupalı ırkçıların izlediği strateji ile PKK’nın Avrupa yapılanmasının izlediği iletişim stratejisi arasında pek fark kalmadığını görebiliyoruz.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan operasyon emrini verdiği andan itibaren yıllardır devam eden terör devleti kurma hayalini kaybeden PKK yandaşları, acısını Avrupa’da yaşayan ve operasyonu destekleyen mâsum Türk ve Kürtlerden çıkarıyor. Barış Pınarı Harekâtı başladığı andan itibaren yurtdışında toplam 703 eylem gerçekleştirildi.

82 şiddet eyleminde 36 insanımız yaralandı, 6 araç yakıldı, 8 camiye zarar verildi, 13 işyerine saldırı düzenlendi ve 17 Türkiye Cumhuriyeti temsilciliği zarar gördü.

Avrupa sokaklarında 90’lardan bu yana görülmemiş düzeyde şiddet sergilenirken Türkler adeta açık hedef haline getirildi. Sokakta Türk kovalayan, Türk bayraklı mont giyindiği için bir insanı hastanelik eden, aracında eşi ve çocuğu ile birlikte seyahat eden birini linç etmeye kalkışan, Londra’da bulunan Sancaktepe Belediye Başkanı Şeyma Döğücü’nün üzerine yürüyen pervasız bir topluluk ile karşı karşıyayız.

PKK’NIN HİNTERLAND’I AVRUPA PKK

Avrupa’nın birçok ülkesinde terör örgütü olarak tanınmasına rağmen, örtülü ve yasa dışı faaliyetlerini sivil toplum kuruluşları, hemşeri ve kültür dernekleri, vakıflar, yardım kuruluşları ile araştırma enstitüleri gibi farklı kurumlar üzerinden yürütüyor.

80’li yıllardan bu yana Avrupa’da teşkilatlanan ve protesto gösterisi yapma, finansman oluşturma, militan yetiştirme kapasitesine erişen terör örgütü, 90’larda Avrupa sokaklarını şiddet eylemleri ile cehenneme çevirmişti. PKK’ya o dönem de, şimdilerde yapıldığı gibi geniş hareket alanı tanınıyordu.

Bu alanın şiddet ve anarşiye dönüşmesi, PKK unsurlarını besleyen ve büyütenlerin kendisini yakması, kaçınılmazdı. Almanya İçişleri Bakanlığı PKK’yı 1993’de yasakladı. PKK’nın gerçekleştirdiği birçok eylemin yanı sıra Almanların hafızasına kazınan en etkili eylemlerden biri 1999’da terörist başı Öcalan yakalandığında İsrail’in Berlin Büyükelçiliğinin işgal edilmesi, 13 büyükelçilik görevlisi ve polisin yaralanması oldu.

Avrupa’nın değişik merkezlerinde terör eylemi yapan, insanları rehin alan, mala ve cana zarar veren bu yapının ne kadar tehlikeli olduğu, Avrupalıların hafızasına kazınmasına rağmen AB’nin terör örgütü listesine alınması çok sonra, 2002 yılında gerçekleşti.

Her yıl yayınlanan Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Raporu incelendiğinde, PKK’nın Avrupa yapılanmasının merkez üssünün Almanya olduğu net. PKK, Almanya’da militan devşirmek için ikna çalışmalarını kapsamlı şekilde yürütüyor. Yayın organları ile bir taraftan örgüt içi propaganda faaliyetini yürütürken, diğer taraftan batı kamuoyunu da Türkiye aleyhine ürettiği yalan bilgilerle besliyor.

PKK’NIN PSİKOLOJİK HAREKÂT STRATEJİSİ

PKK’nın psikolojik harekât stratejisini ve Avrupa’daki etkisini anlamak için terör mecralarını yakından incelemekte fayda var.

Merkezi Almanya Hessen’de olan Yeni Özgür Politika (YÖP – 10.000 baskı) ve Norveç’den yayın yapan Sterk TV yayınlarında Avrupa’da yaşayan gençlere açıkça dağa çıkıp savaşmaları çağrısında bulunuyor. Hollanda’da faaliyet gösteren Fırat News Agency (ANF) Türkçe, Almanca, İngilizce, İspanyolca, Arapça, Farsça PKK propagandası yapıyor. Ajansa bağlı olan Gerilla TV teröristleri kutsallaştıran yayınlar yapmaktan çekinmiyor.

Her yıl yayınlanan Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı Raporu incelendiğinde, PKK’nın Avrupa yapılanmasının merkez üssünün Almanya olduğu net. PKK, Almanya’da militan devşirmek için ikna çalışmalarını kapsamlı şekilde yürütüyor. Yayın organları ile bir taraftan örgüt içi propaganda faaliyetini yürütürken, diğer taraftan batı kamuoyunu da Türkiye aleyhine ürettiği yalan bilgilerle besliyor.

Asiye Bilgin, GERCEK HAYAT

Anayasayı Koruma Teşkilatı raporunda dağa çıkan gençlerin PKK’nın gençlik teşkilatlarından devşirildiği açıkça belirtiliyor. 2014’de Almanya’dan Afrin’e giden 26 yaşındaki Türk vatandaşı genç Mart 2018’de PKK için savaşırken öldürüldü. Öldürülen gencin Almanya’da yaşayan kız kardeşi YÖP gazetesine verdiği röportajda abisinin silahlarını devraldığını ve dağa çıkacağını açıkça bildirerek PKK propagandası yaptı. PKK, Almanya’daki gençleri ikna edip örgüt saflarına çekiyor. Bugüne dek Almanya’dan gidip terörist olmak için dağa çıkan kayıtlı PKK’lı sayısı 250.

Hollanda’da aylık dergi olarak çıkan ‘Serxwebun’ PKK ideolojisini yayan mecralardan sadece birisi. PKK yayınlarının örgüt üyelerine ulaştırılması Almanya’da bulunan Mezopotamien Verlag und Vertrieb GmbH üzerinden yapılıyordu. Aynı adreste PKK’nın müzik şirketi MIR Multimedia GmbH da faaliyet göstermekteydi. Federal İçişleri Bakanlığı Şubat 2018’de bu adrese yaptığı operasyonun ardından iki şirketi de PKK’ya organizasyonel ve finansal destek sağladığı gerekçesiyle yasakladı.

Federal İçişleri Bakanı Seehofer her ne kadar son dönemde mülteciler lehine açıklamalar yapsa da, siyasi çizgi olarak Merkel’in partisinin sağında duruyor. 2016 yılında yapılan Türkiye-Almanya mülteci anlaşmasına zamanında en ağır eleştirileri yapan siyasi figürlerden biri. Seehofer, PKK ile mücadelede istenilen düzeyde olmasa da kısmen hassasiyet gösterdiği vurgulanmalı. Sonuç itibari ile PKK’nın ne derece kriminal ve radikal bir örgüt olduğunu İçişleri Bakanlığının hazırladığı raporlar sayesinde en iyi Bakan Seehofer biliyor.

LEGALMİŞ GİBİ FAALİYET YÜRÜTEN İLLEGAL ÖRGÜT

Anayasayı Koruma Teşkilatı raporuna göre PKK, 2018 yılında sadece Almanya’dan 15 Milyon Avro bağış toplayarak rekor kırdı. 2017’de toplanan bağış 14 Milyon Avroydu. Son on yılda Avrupa’dan PKK’ya yapılan finansal destekte üç kat artış var. Avrupa genelinde ulaşılan yıllık bağış oranı 25 Milyon Avro.

AB ülkelerinin PKK unsurları ile ilişkisi çelişkili. Bir taraftan az da olsa PKK unsurları mahkemelerde yargılansa da, diğer taraftan güçlü şekilde destek görmekteler. Türkiye’nin Suriye’ye gerçekleştirdiği son üç askeri operasyonların her birinde Almanya’daki PKK yandaşlarını sokağa davet eden Almanya Kürt Toplumu KGD, Federal Hükümetten yıllardır proje desteği alarak faaliyetlerini yürütüyor. Sol Partili siyasetçi Cansu Özdemir 2017’de twitter üzerinden ‘PKK yasağı kaldırılsın’ talebi ile paylaştığı PKK bayrağı sebebiyle kısa süre önce Altona Mahkemesi tarafından 4500 Avro para cezasına çarptırıldı, ancak cezası ertelendi. Ayrıca bir sivil toplum kuruluşuna bin Avro bağış yapması kararlaştırıldı. Cansu Özdemir bu yardımı sözde sivil toplum kuruluşu olan PKK derneklerinden birine yaparsa şaşmamalı.

SİYASETTE SAĞDUYULU SES

Federal Almanya eski Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel Barış Pınarı Harekâtı ile ilgili yaptığı bir değerlendirmede ‘PKK, Almanya’da da terör örgütüdür. Bu Ankara böyle istediği için değil, silah uyuşturucu ve şantajla para toplamak gibi organize suçlar Almanya’da yasak olduğu içindir’ diyerek Avrupa kamuoyuna önemli bir mesaj verdi.

Gabriel’in de vurguladığı gibi PKK, Avrupa’da faaliyet gösteren en büyük suç şebekelerinden birisi. Yasak bir örgütün kamuoyu önünde bu kadar çok şiddet eylemine karışabiliyor olması, Avrupa’daki istihbarat ve polis teşkilatlarının PKK’yı Avrupa için reel bir tehlike görmemesi ile doğrudan ilgili. Araçsallaştırılan terör örgütünün kriminal faaliyetleri şimdilik ‘kontrol altında’ sayılıyor.

SİYASETTE ARTAN RADİKALİZM PKK’YA YARIYOR

PKK’nın Avrupa siyaseti ve medyasında destek görmesi, Avrupa içerisindeki siyasi ve ekonomik gelişmelerden bağımsız değerlendirilemez. PKK ile ideolojik bağı bulunan kuruluşlar, Avrupa’da Türkiye düşmanlığı üzerinden kendine alan açıyor.

Yükselen radikal sol ve radikal sağ siyasi hareketler, bu illegal yapının güçlenmesine ve kamuoyu oluşturmasına zemin oluşturuyor. PKK Avrupa genelinde özellikle Sol Parti, Yeşiller ve Sosyal Demokratlara nüfuz etmekte oldukça başarılı. Son yıllarda Avrupa’da obsesif şekilde büyüyen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye düşmanlığı örgütün yalan tezlerinin hızla yayılmasına ve kamuoyu oluşturmasına olanak sağlıyor.

PKK’nın Avrupa yapılanması, Sayın Cumhurbaşkanı operasyon emrini verdiği andan itibaren iletişim savaşını başlattı. İletişim stratejisini önceden oluşturmuş olduğuna şüphe olmayan PKK, bilgi kirliliği üretmekte, terör propagandası yapmakta, toplum içerisinde PKK sempatisini arttırmak için algı operasyonunu yönetmekte oldukça hazırlıklı. Bu alandaki stratejisine özellikle Zeytin Dalı Harekâtı sırasında şahid olunmuştu. YPG’li teröristleri ortak düşman DEAŞ/ ISIS’e karşı savaşan, Batı’nın dostu ve silah arkadaşı olarak pazarlayan PKK’nın Avrupa yapılanması, kullandığı YPG’li kadın teröristler üzerinden seküler-batılı algısı oluşturarak empatik iletişimi sağladı.

PKK, son yıllarda yürüttüğü propaganda faaliyetleri sayesinde Avrupa’daki Kürt temsiliyetini tamamen tekeline almış durumda. Avrupa kamuoyunda duyulan ve duyurulmak istenen Kürtlerin değil, PKK’lıların sesi. Terörü desteklemeyen Kürt kökenli vatandaşlarımızın nasıl mahalle baskısı altında olduğuna Avrupa’da yaşayan insanımız yakından şahit oluyor.

PKK, Avrupa kamuoyunu basit kavramlarla etkiliyor. ‘Türkler Kürtleri yok etmek istiyor’, ‘etnik temizlik’, ‘İslamcılar çağdaş Kürtlere karşı’ gibi sembol görseller ve sloganlar üzerinden Avrupa kamuoyu yanıltılıyor. Artan İslam ve yabancı düşmanlığı, PKK’lıların Türk vatandaşlarına karşı sergilediği şiddet eylemlerinin görmezden gelinmesini sağlıyor. Nasıl ki ırkçılar tarafından saldırıya uğrayan Müslümanlar gündem oluşturamıyorsa, PKK tarafından saldırıya uğrayan vatandaşlarımız da görmezden geliniyor. PKK eylemleri medyada yer bulurken ‘barışcıl’ olarak adlandırılıyor.

Avrupalı ırkçıların izlediği strateji ile PKK’nın Avrupa yapılanmasının izlediği iletişim stratejisi birbirine yakın. Toplumda zaten var olan önyargılar üzerine gidilerek mevcut düşmanlığın derinleştirilmesi sağlanıyor. Sağ ve solda duran radikal siyasi oluşumların, legal ve illegal unsurların bu kadar güçlendiği bir ortamda Türk vatandaşlarının sesini duyurabilmesi oldukça güç. Barış Pınarı Harekâtı ile elde edilen başarı göz önünde tutularak şimdilerde Avrupa’dan duyulan seslere çok fazla anlam atfetmemek gerekiyor. Tepkilerin ve ithamların rasyonel olmadığı, eleştirilerin şiddetinin hissedilen ‘yenilmişlik duygusu’ ile eşdeğer ilerlediği göz ardı edilmemeli.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert.